Haber Bülteni - 9 Mart 2026

HAFTANIN BAŞLIKLARI


ABD-İran çatışmasının piyasalar ve Türkiye ekonomisine etkileri tartışmalı. Enflasyon, cari açık ve göç riskini büyütecek, ancak savunma sanayisi ve enerji koridoru alanlarında yeni stratejik fırsatlar mı doğuracak?
• ABD-İran savaşının bölgesel tedarik zincirlerinde yarattığı krizin tarım maliyetlerine ve gıda enflasyonuna yansımasını engellemek amacıyla, temel gübre hammaddesi olan üre ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı.
Avrupa Birliği'nin kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyan "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" yasa tasarısında, Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye'nin de kapsama alınma ihtimali iş dünyasını ümitlendirdi.
• Ticaret Bakanlığı, ihracatçıların küresel marka ağlarına entegrasyonu için yurt dışı şirket ve marka alımlarındaki kira, tanıtım, danışmanlık ve teknoloji odaklı kredi destek limitlerini büyük oranda artırdı.

MEVZUAT VE GELİŞMELER


ABD-İran Çatışmasının Piyasalar ve Türkiye Ekonomisine Etkileri

ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesi ve ABD-İsrail bloğunun İran'daki siyasi dengeleri değiştirme hedefiyle artırdığı baskı, küresel piyasalarda anında yıkıcı etkiler yarattı. İran'ın Arap enerji tesislerine ve ABD üslerine saldırması, ayrıca dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi fiyatları hızla yukarı çekti. Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana Asya LNG taşıyıcı navlun oranları %529, ham petrol taşıyan dev tankerleri izleyen endeks %201, Brent petrol ise %21 yükseldi. Bu sürede Londra’da alüminyumun tonu %10 artışla 3.425 dolara çıkarken; Fas granül gübre fiyatları %36, petrokimya hammaddesi naftanın fiyatı ise %26 oranında zamlandı.

Çatışmaların ABD'nin öngördüğü gibi dört ila beş hafta sürmesi durumunda, kışın geride kalması ve mevcut stoklar enerji arzındaki şoku bir miktar sınırlandırabilir. Bu kısa vadeli senaryoda Türkiye; artan depolama kapasitesi ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı kamu maliyesine yükleyerek enflasyona geçişi yavaşlatan "eşel mobil" sistemi sayesinde korunaklı kalabilir. Ayrıca Merkez Bankası'nın (TCMB) fonlama maliyetlerini artırması, piyasalarda 3 puanlık bir faiz artışı etkisi yaratarak kısa vadeli faiz indirimi beklentilerini ötelese de, enflasyonla mücadeleye önemli bir destek sağlayacaktır.

Ancak savaşın uzaması ve petrol fiyatlarının kalıcı olarak 100 doların üzerine çıkması, Orta Vadeli Program'da (OVP) petrol fiyatının 60 dolar varsayıldığı Türkiye ekonomisi için riskleri büyütecektir. Enerjide dışa bağımlılık nedeniyle cari açık ve enflasyon artarken, eşel mobil sisteminin mali sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Jeopolitik gerilimle düşen küresel risk iştahı; Türk lirasında değer kaybına, Borsa İstanbul'da dalgalanmalara ve büyümesini dış finansmana dayandıran Türkiye için borçlanma maliyetlerinde artışa yol açacaktır. Buna ek olarak, güvenlik endişeleri turizm ve ticaret gelirlerini baltalayabilir ve Suriye krizindekine benzer yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebilir.

Tüm bu ciddi risklerin yanında, savaş ortamı Türkiye için bazı stratejik fırsatları da beraberinde getirme potansiyeli taşıyor. Bölgede artan güvenlik ihtiyaçları, üretim kapasitesini kanıtlamış Türk savunma sanayisi için yeni ihracat kapıları aralayabilir. Ayrıca küresel ticaret ve enerji yollarının risk altında olduğu bu dönemde, Türkiye'nin transit koridor konumundaki stratejik önemi ve diplomatik arabuluculuk rolü uluslararası sistemde daha da ön plana çıkacaktır. Türkiye ekonomisi ve güvenliği üzerindeki nihai tabloyu ise savaşın ne kadar süreceği ve bölgesel olarak ne kadar yayılacağı belirleyecektir.

Gübre Hammaddesi Üre İthalatında Gümrük Vergisi Sıfırlandı

İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla, gübre üretiminin en kritik hammaddelerinden üre cinsi eşyanın ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı. Ticaret ile Tarım ve Orman Bakanlıklarının koordinasyonunda atılan bu stratejik adımın; ABD-İran savaşının tetiklediği bölgesel gelişmelerin ve küresel tedarik süreçlerindeki aksamaların, Türkiye'deki tarımsal üretim maliyetlerine yönelik olası yıkıcı etkilerini kırmak amacıyla hayata geçirildiği vurgulandı.

Savaş ortamının gübre ve emtia piyasalarında yarattığı arz endişesi ve spekülatif fiyat artışlarına karşı alınan bu önlemle, çiftçilerin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve nihai gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçilmesi hedefleniyor. Ticaret Bakanlığı, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğini sağlamak ile üretici ve tüketici refahını korumak adına, savaşın getirdiği bölgesel dalgalanmalara karşı iç ve dış piyasaları yakından izleyerek gerekli tüm ticari tedbirleri almaya devam edeceğini duyurdu.

AB'nin "Made in EU" Yasa Tasarısı Kapsamına Türkiye de Dahil Olabilir

Avrupa Birliği (AB), imalat sanayisinin Avrupa GSYİH'si içindeki payını 2035'e kadar yüzde 14'ten yüzde 20'ye çıkarmak ve karbonsuzlaşmada öncü sektörler yaratmak amacıyla Sanayi Hızlandırıcı Yasa tasarısını açıkladı. Daha önce "Made in Europe" olarak bilinen ve son haliyle "Made in EU" adını alan girişim; enerji yoğun endüstriler, alüminyum, çimento, çelik, kimya, otomotiv, elektrikli araçlar, batarya ve rüzgar türbini gibi temiz teknolojileri kapsıyor. Tasarıyla birlikte, kamu alımları ve kamu destek programlarında bu stratejik sektörler için belirli oranlarda Avrupa'da üretim şartı aranması hedefleniyor.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, uygulamanın yalnızca AB üyeleriyle sınırlı kalmayacağını, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi ve ekonomik güvenlik değerlendirmelerine göre şekilleneceğini belirtti. Buna göre, AB ile serbest ticaret anlaşması veya Türkiye örneğinde olduğu gibi Gümrük Birliği olan yakın ticaret ortakları da kapsama dahil edilebilecek. Hangi ülkelerin dahil edileceğine dair tam liste henüz AB tarafından belirlenmemiş olsa da, serbest ticaret veya gümrük birliği ortaklarından gelen içeriklerin Birlik menşeli sayılabilmesi öngörülüyor.

Bu yasal zemin, Türk iş dünyasında ve hükümet kanadında büyük bir umutla karşılandı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat durumu ticari ilişkiler için önemli bir adım olarak değerlendirirken, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) da Türkiye'de üretilen ürünlerin kapsama girmesi adına bir "ümit ışığı" belirdiğini açıkladı. Ancak Türkiye'nin bu haktan yararlanabilmesi kesin değil ve bazı şartlara bağlı. AB'nin ulusal muamele esası gereği, Komisyon kendisine ayrımcılık uygulayan ülkeleri kapsam dışı bırakabilecek. Dolayısıyla Türkiye'nin sürece dahil olabilmesinde Gümrük Birliği belirleyici olsa da, Türkiye'nin AB ürünlerine yönelik mevcut ayrımcı uygulamalarını gözden geçirmesi gerekecek.

İhracatçılar İçin Yurt Dışı Şirket ve Marka Alım Destekleri Genişletildi

Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararla birlikte "şirket ve marka alım desteği" mekanizmasının kapsamı genişletildi. Yeni düzenlemeye göre, yurt dışında satın alınan şirket ve markaların dış birimlerine ait kira ile paylaşımlı ofis üyelik giderleri birim başına yıllık 7,5 milyon liraya kadar %50 oranında desteklenecek. Aynı markalar için yurt dışında yapılacak tanıtım ve pazarlama giderlerine ise; yurt içi ve hedef ülkede marka tescil (veya başvuru) şartı aranarak, firmanın yurt dışı birimi bulunma durumuna göre yıllık 9,5 milyon lira ile 15 milyon lira arasında değişen üst limitlerle yine %50 oranında destek sağlanacak. Şirketler tanıtım desteklerinden en fazla 4 yıl; kira desteklerinden ise her bir ülke için en fazla 4 yıl olmak üzere toplamda maksimum 25 birim için yararlandırılacak.

Karar, özellikle ileri teknolojiye sahip ve Türkiye'ye teknoloji transferi sağlayacak yabancı şirketlerin satın alınmasını da güçlü finansal teşviklerle destekliyor. Bu nitelikteki şirket alımlarına yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmeti giderleri yıllık 28 milyon liraya kadar %50 oranında karşılanacak. Ayrıca, bu teknoloji şirketlerinin satın alınmasında kullanılacak kredilere yönelik faiz desteği üst limiti 45 milyon liradan 171 milyon liraya çıkarıldı. Kredi faiz desteği, Türk lirası cinsi kredilerde 5 puan, döviz ve dövize endeksli kredilerde ise 2 puan olarak uygulanacak.

Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ihracatçıların sadece ürün satan değil, "Made in Türkiye" vizyonuyla küresel pazarlarda markalaşmış oyuncular olmasının hedeflendiği vurgulandı. Firmaların halihazırda tedarikçisi oldukları yabancı markaları satın alarak ileri entegrasyon sağlamasının desteklendiği belirtilen açıklamada; bu sayede uluslararası marka değerlerinin Türkiye'nin fikri mülkiyet havuzuna katılacağı ve katma değerli büyümenin önünün açılacağı ifade edildi.


İletişim

SMA Gümrük Müşavirliği
Pürtelaş Hasan Efendi Mahallesi
Meclisi Mebusan Caddesi
Murathan İşhanı
No:31, Daire:4
34427 Fındıklı
Beyoğlu/İstanbul
Türkiye

+(90) 212 243 5431
[email protected]

Güven TURAN
[email protected]

Mustafa KAYA
[email protected]